| Nilgün's profileNilgünPhotosBlogLists | Help |
NilgünGüneş Batarken Güzel
April 19 VATANIM
BUGÜN TÜRK BAYRAĞINI YAKARAK VATANIMA GÖZ DİKEREK MEHEMETÇİĞİME ATEŞ EDEREK MUTLU OLACAĞINI SANAN GAFİLLERE,TERRÖRİSTLERE,NANKÖRLERE SADECE ÜÇ KELİMELİK MESAJIM VAR TÜRK GENÇLİĞİNİ UNUTMAMAM,UNUTTURMAM,AFFETMEM!!! Ebedi bu vatan Türk’ündür Türkün olacak Bu vatan Türk’tür her kes bunu bilsin Vatana ihanet eden bu vatandan gitsin Bu vatan Türk’tür Türk kalacak Ebedi bu vatan Türk’ündür Türk'ün olacak Biz varız bu topraklarda biz Bu vatan bizimdir böldürmeyiz biz Bu toprak için canımızı feda ederiz biz Bu ülkeye ihanet edeni yok ederiz biz Bu vatan Türk’tür Türk kalacak Türk, Laz, Çerkez hepsi bir ırktan Hiç ayrılır mı kardeş et tırnaktan Hak peygamberde yana bütünlükten Bu vatan Türk’tür Türk kalacak Ebedi bu vatan Türk’ündür Türk'ün olacak !!! April 17 GÜNEŞ BATARKEN GÜZELSeni sevmek munzur daglarında kınalı keklik avıdır Hani keklikler ucmaktan yorulurda kalkmaz kalkamaz. ,Seni sevmek balıgı urfada avlamaktır balıklı gölde yasak oldugu icin guzeldir. Seni sevmek trencinin tren altında kalması gibidir. Hisleri tren rayına takılmıştır. Seni sevmek bir celladın kendini asması gibidir. Asılı olan cesedine bakıp icerlenip hem guler hem aglarya seni sevmek zordur ama cooook guzeldir coooook... Bana Hayatı Öğreten Adam
Gene aynı yerden yazıyorum sana... Sen aynı yerde misin bilinmez. Sevgilim gidişinin arkasından aylar geçti, yıla döndü. Belki geleceksin diye bekledim. Gelecek misin? Giden unutulurmuş bebeğim.. Ben unutamadım, gidişinden sonra çok ağladım, sensizliğe dayanamadım, sensizlikte yandım. Sonra elime kalemimi alıp hep sana yazdım. Kitaplığımda çok şiirlerim var, çok sevdaları anlatan yazılar, hepsi sana... Aslında sen unutulursun, gidenlerin hepsi unutulur ama ya yaşananlar... Unutmaya çalışırken hatırlana o anlar.. Sana bunları hatırlatıyorum ben unutmasam da belki sen unutmuşsundur diye... Ağlamıyorum da artık çünkü sen öğrettin bana gülmeyi, sen öğrettin bana hayatla alay etmeyi... Bana o kadar şey öğrettin ki, beni baştan yaratan sen oldun. Şimdi nasıl unutayım, kendime baktıkça hatırlıyorum seni... Şimdi seni çok özlüyorum çok...ama biliyorum sende unutmadın beni gittiğin yerlerde...gözünde arkada olmasın sevdiğim beni bıraktığın yerde yaşıyorum seni... Sensizlikte zor çekilmiyor ama bunu bile öğrettin bana... Daha neler neler öğrettin... Tek başıma yaşayabileceğim bir aşk bıraktın bana... Sen bana güzelliği, doğruluğu bıraktın ve bir gün beni arasan aynı yolda bulacaksın. Senden sonra ayakta durmakta zorluk çektim, farkındasın biliyorum ara sıra yıkıldım. Şimdi ayakta durabiliyorum ama arada seni yanımda istiyorum. Bir arıyor sesini duyuyorum, yüzünü görmesem de rahatlıyorum. Sana bir defa sıkıca sarılmak istediğimi söylüyorum. Dayanamayacağını söylüyorsun. Şimdi sensiz yollardayım,gelmeyeceğini bilsem de beni bulunmayan bir dürüstlükle sevdiğini ve hep seveceğini biliyorum.... April 11 MAVİ
DUYGUSAL MAVİYİM BEN, SEVGİ DOLU AMA MAVİ, DELİ DOLU AMA MAVİ O BENİM İTE BEN MAVİ NE YERDE NE GÖKTEYİM BAKTIĞIN HER YERDEYİM...
AŞK SONSUZ AŞK Yaz geçti güz geçti günlerim zor geçti Toprağa tohum düştü canıma can düştü Bir sevda boy verdi gurbete yol düştü Gönlüme yarim gül düştü Kalbimde bir sızı bilmem ki noluyor Göğsümde birşey var talihsiz çarpıyor Bir duygu alsa da sarsa da kalbimi Bilmem ki bana noluyor Aşk sonsuza...aşk sonsuz aşk Ah aşkı arıyor kalbim Ah aşkı arıyor Aşk sonsuza kadar...aşk sonsuza kadar Aşk...
Kalbimde bir sızı bilmem ki noluyor Kaf dağı ardında olsan da tekgülüm Bir duygu alsa da sarsa da kalbimi Yar seni arar bulurum Aşk sonsuza...aşk sonsuz aşk Ah aşkı arıyor kalbim Ah aşkı arıyor Aşk sonsuza kadar...aşk sonsuza kadar Aşk... ! Papatya Falı Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini yaşama açtı. Doğal içgüdüleriyle hemen beslenmeye başladı. Ne bulursa yedi. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde, kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başladı. Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da, rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıktı.
Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başladı. Dağlar tepeler aştı, ormanın her yerini dolaştı. Derken rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye geldi. Çevresine şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya gördü. İçinden “Ne muhteşem bir çiçek” diye geçirdi. Zaman kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin üzerinden geçip doğruca onun yanında aldı soluğu. “Merhaba” dedi papatyaya, “Sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim.” Nazlı papatya şöyle bir baktı konuğuna ve “Merhaba” dedi, “Ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten.” Kelebek ona yaşam öyküsünü, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlattı.
Papatya da ona kendinden söz etti. Gece olunca birlikte yıldızları ve ateşböceklerinin danslarını seyrettiler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korudu. Minik kelebek papatyayı çok sevdi. O kadar çok sevdi ki, bir türlü onun yanından ayrılamadı. Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyordu. Ama cesaret edip de bunu papatyaya söyleyemedi bir türlü. Onu kırmaktan, incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korktu. Papatya da kelebeği çok sevdi ama o da bir türlü söyleyemedi sevgisini. Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korktu.
Böylece saatler saatleri kovaladı. Günler geçip de, kelebek artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya döndü ve “Üzgünüm, ama senden ayrılmam gerekecek” dedi. Papatya buna bir anlam veremedi ve “Neden?” diye sordu. “Yoksa benim yanımda mutsuz musun?” “Hayır” dedi kelebek. “Sen benim yaşamıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü yalnızca üç gündür ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin ölmediği bir yere gitmeliyim.
” Papatya bu duruma çok üzüldü ama yapacak bir şey yoktu. Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde, son bir çabayla papatyaya “Seni seviyorum” diyebildi ancak. Papatya donakaldı. Yalnızca “Ben de...” diyebildi kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğuldu. İçinden “Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim” diye geçirdi.
Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamadı. Bir süre sonra yaprakları önce soldu, sonra da dökülmeye başladı. Her düşen yaprakta papatya, içinden “Seviyormuş” diye geçirdi. İşte o günden buyana, bunu bilen âşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sordu. “Seviyor mu, sevmiyor mu?” diye. |
|
||||||
|
|